Atatürk
    Haberler
Mesleki Eğitim Ciddi Bir Dönüşüm Hamlesi İçinde

Milli Eğitim Bakan Yardımcısı Prof. Dr. Mahmut Özer: "25'e yakın ilimizde toplam 45 AR-GE merkezimiz var. Her geçen gün patent, faydalı model, marka ve tasarım geliştirme ile ilgili üretimlerin meyvelerini alıyoruz. Çerkezköy'de Türk Tekstil Vakfı Mesleki Teknik Anadolu Lisesi'nde antiviral antibakteriyel su ve kir itici kumaş üretildi. İstanbul'da Bağcılar Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi'nde uçak bakımla ilgili ilk defa yerli simülatör üretimi sürecini başlattık. İnşallah üç ay içinde onu nihayetlendireceğiz."

Millî Eğitim Bakanlığı, 2023 Eğitim Vizyonu sonrası mesleki eğitimde biriken sorunların çözümü yönünde üç yılda çok önemli adımlar attı. Özellikle küresel salgınla mücadele sürecinde mesleki eğitim kurumlarının çok sayıda ürün geliştirmesi herkesin takdirini kazandı. Mesleki eğitimde yaşanan son gelişmeleri Millî Eğitim Bakan Yardımcısı Mahmut Özer'le konuştuk.

Mesleki eğitimde eğitim-üretim-istihdam döngüsüne sıklıkla vurgu yapıyorsunuz. Kitabınızda, makalelerinizde ve diğer metinlerinizde paradigmal dönüşüme dikkat çekiyorsunuz. Mesleki eğitimde sektörle yaptığınız iş birliği ise bunun ayrılmaz bir parçası. Sektörle birlikte hareket etmek niçin önemli?

Millî Eğitim Bakanlığı olarak birinci önceliğimiz mesleki eğitimde tüm süreçlerin sektörle el birliği içinde yürütülebilmesi. Çünkü biz iş gücü piyasasına mesleki eğitim mezunu yetiştiriyoruz. İş gücü piyasasının temsilcileri ile birlikte hareket etmeden mesleki eğitimin kalitesini artırabilme ihtimalimiz yok. Onun için gelecek projeksiyonu sunan 2023 Eğitim Vizyonu sonrasında, iş gücü piyasasının güçlü temsilcileriyle eğitim verdiğimiz tüm alanlarda çok güçlü ve kapsamlı bir iş birliği kurduk. Bunun alt parametreleri müfredatın birlikte güncellemesinden öğretmenlerimizin işbaşı eğitimine, işletmedeki öğrencilerimizin beceri eğitimlerinden istihdam odaklı kariyer günlerine kadar uzanıyor. Kapsamlı ve güçlü iş birliği mekanizması sayesinde mesleki eğitimin kalitesini tedrici bir şekilde artırmak için çok ciddi hamleler yaptık.

Peki, başka hangi adımlar atıldı? Özellikle sizin sıkça vurguladığınız mesleki eğitim döngüsünü dikkate alırsak bu çerçevede neler söylersiniz?

Mesleki eğitim üretimle de doğrudan ilişkili. Bu sebeple eğitim, üretim ve istihdam döngüsünü güçlendirecek şekilde mesleki ve teknik eğitim okullarımızda döner sermaye kapsamındaki üretime ciddi bir yatırım yaptık. Türkiye'nin tüm il ve ilçelerinde mesleki eğitim okullarımız güçlü altyapılarıyla eğitim verdikleri tüm alanlarda üretim kapasitesini artırmaya başladılar. Bunu üretim rakamlarından da görüyoruz. Mesela 2018 yılında 3 bin 574 mesleki eğitim okulumuzda yaklaşık 200 milyonluk bir ciro elde edilirken 2020 yılında Covid-19 şartlarına rağmen bu 500 milyonun üzerine çıktı. Yani yüzde yüzlük bir artış oldu. Şimdi okullarımız hem üretim kapasitesini artırdı hem de iş gücü piyasasına başka bir ifadeyle toplumun ihtiyacı olan yeni taleplere göre üretimlerini dinamik bir şekilde çevirebilme refleksi göstermeye başladı. Diyebilirim ki bu mesleki eğitimin dinamik yapısı ve iş gücü piyasasının taleplerini yeniden organize etmek açısından çok önemli bir refleks. Salgın günlerinin başlangıcından itibaren maskeye ihtiyaç vardı, yarın belki maskeye ihtiyaç olmayacak ama üretim hattı değişen ihtiyaçlara göre adapte edilebilecek. Neyle ilişkili olarak? Hiç kuşkusuz eğitim verdiği alanla ilişkili şekilde. Diğer taraftan mesleki eğitimde fikrî mülkiyet ile ilgili çok ciddi bir atılım gerçekleşti. Geçen 10 yılda mesleki eğitim kurumlarımızda patent, faydalı model, marka ve tasarım ile ilgili toplam 29 adet tescil alınmasına rağmen, sadece 2020 yılında 12 patent, 8 faydalı model, 109 tasarım ve 59 marka tescili olmak üzere toplam 188 ürünün tescili alındı.

Tescillenmiş ürünler arttı

Daha önceki yıllarda böylesi çalışmalar yapılmıyor muydu?

Elbette yapılıyordu fakat Covid-19 sürecinde mesleki eğitim okullarımızın üretim kapasitesinin artması söz konusu oldu. Maskeden dezenfektana, solunum cihazından maske makinasına kadar toplumun ihtiyaç duyduğu ürünlerdeki üretim kapasitesini arttırdığı zaman ilgili alanlarda sürekli inovatif müdahaleler yapma gereği ortaya çıktı. Daha sonra bunu fikrî mülkiyet ile eşleştirmek istedik Bakanlık olarak. Mevcut kapasiteyi dönüştürerek ülkemizin ekonomik kalkınmasında katma değeri yüksek ürünlere yönelerek bu kültürün yaygınlaşması için tüm mesleki eğitim okullarımızda fikrî mülkiyet ile ilgili ciddi çalışmalar başlattık. Türk Patent ve Marka Kurumu Başkanlığı ile yapılan iş birliğiyle tüm illerimizdeki yönetici ve öğretmenlere fikrî mülkiyet süreçleri konusunda eğitimler verildi. Sürece katkılarından dolayı Türk Patent ve Marka Kurumu Başkanımız Prof. Dr. Habip Asan Bey'e de müteşekkirim. Doğrusu çok güzel bir iş birliği yapıldı. Okullarımızdaki öğretmenlerimize, illerdeki yöneticilerimize yönelik ciddi bir eğitim faaliyeti gerçekleşti. Tescillenmiş ürün sayısı hayli arttı. Bu seneki hedefimiz 250. Ayrıca Bakanlığımız bünyesinde 81 ilde yürütülen çalışmaların koordinasyonunu sağlamak ve gerekli desteği vermek üzere fikrî mülkiyet ofisi kuruldu.

Üretim kültürünü Bilim ve Sanat Merkezlerine (BİLSEM) ve Fen liselerine yaygınlaştırmak için çalışıyorsunuz. Bu kurumlardaki durum nedir?

Türk Patent ve Marka Kurumu Başkanlığı desteğiyle 183 BİLSEM'de görev yapan öğretmenlere fikrî mülkiyet ve sınai haklar konusunda ufuk açıcı eğitimler verildi. Bu kurumlarımızda yürütülen projelerin yeniden yapılandırılması çalışmaları olumlu sonuç verdi. BİLSEM'ler 2021'in ilk beş ayında 101 patent, 155 faydalı model, bin 460 tasarım ve sekiz marka olmak üzere bin 724 ürün başvurusunda bulundu. Bakanlığımız, her bir BİLSEM'den en az bir ürün tescili olmak üzere 2021'de 183 ürün tescili almayı hedefliyordu. Başvurular neticesinde şimdiye kadar 520 ürünün tescili alındı. Böylece bu yılın ilk beş ayında hedeflediğimiz ürün tescili sayısı aşıldı. Bu sebeple BİLSEM'ler için hedefimizi sene sonuna kadar bin ürün tescili şeklinde yeniden güncelledik.

Yerli simülatör üretimi

İncelemelerde bulunduğunuz Bağcılar Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesinde uçak bakım alanı öğretmenleri tarafından ön hazırlığı yapılan uçak simülatörü planlamasından bahsedildi. Bakanlık olarak destek vereceğinizi ifade ettiniz. Bu bağlamda AR-GE çalışmalarının mesleki eğitimdeki işlevinden söz eder misiniz?

Hem yenilikler hem de eğitim, üretim ve istihdam döngüsü bakımından AR-GE çalışmaları hayati derecede önem arz ediyor. Şu anda 25'e yakın ilimizde toplam 45 AR-GE merkezimiz var. Güçlü altyapısı olan okullarımız eğitim verdikleri alanlarda fikrî mülkiyet ile ilgili kapsamlı çalışmalar yapıyorlar. Biyomedikalden metale, kaynakçılıktan uçak bakıma kadar tüm alanlarda mevcut makine ve cihazların geliştirilmesi ve sanayinin ihtiyaç duyduğu dönüşümlere katkı sağlayacak şekilde çalışmalar yapılıyor. Patent, faydalı model, marka ve tasarım geliştirme ile ilgili üretimlerin meyvelerini almaya başladık. Mesela Çerkezköy'de Türk Tekstil Vakfı Mesleki Teknik Anadolu Lisesinde antiviral antibakteriyel su ve kir itici kumaş üretildi. Tekirdağ'da 10 bin öğretmenimizin tümüne bu özelliklere sahip kumaşlardan yapılmış birer önlük hediye edeceğiz. Benzeri bir üretim Hatay'da İskenderun Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesinde gerçekleşti. Biyomedikal kalibrasyon merkezini kurduk. İstanbul'da Bağcılar Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesinde de uçak bakımla ilgili ilk defa yerli simülatör üretimi sürecini başlattık. İnşallah üç ay içinde onu nihayetlendireceğiz. Bu sayede uçak bakımla ilgili tüm okullarımızın simülatör ihtiyaçlarını kendi okullarımızdan karşılayabileceğiz.

Mesleki eğitim kurumlarındaki atölye ve laboratuvarların yenilenmesi ile ilgili olarak hangi çalışmalar yürütülüyor?

Bizim mesleki eğitimle ilgili en önemli hedeflerimizden biri atölye ve laboratuvar ihtiyaçlarını mesleki eğitim kurumlarımızın üretim kapasitesi ile karşılayabilmek. Bu durum hem okullarımızın üretim kapasitesinin artmasını sağlıyor hem de bizim tüm okullarımızdaki altyapıyı çok daha ucuz bir şekilde yenileyebilmemizi mümkün kılıyor. Aynı zamanda öğretmenlerimiz tarafından üretildiği için pedagojik açıdan çok daha faydalı olan deney ve atölye setlerini oluşturabilme fırsatı yakalanıyor.

Meslek lisesi öğrencileri için hep "ara eleman" denirdi. Son bir kaç yıldır bu niteleme "aranan eleman"a dönüşmeye başladı. Terminoloji de biraz değişti sanırım artık bu konuda. Meslek lisesi mezunları sektörün talep ettiği aranan eleman olarak daha kolay istihdam ediliyor değil mi?

Daha önce de söylediğim bir hususu özellikle vurgulamak istiyorum: Mesleki eğitim ciddi bir dönüşüm hamlesi içinde. Kapsamlı bir dönüşüm süreci yaşanıyor. Bunun en kritik göstergelerinden biri, akademik olarak başarılı öğrenciler o okul türünü tercih ediyor mu etmiyor mu, sorusuna verilen cevaptadır. Mesleki ve teknik eğitim kurumlarımız son üç yıldır yüzde birlik akademik başarı diliminde öğrenci almaya başladı. Ülkemizdeki ilk siber güvenlik lisemiz Teknopark Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi bu yıl 0,18'lik yüzdelik dilimden öğrenci aldı. Bu okullarımızın sayısının her geçen gün arttığını söyleyebilirim. Diğer taraftan sınavla öğrenci alan okulların taban puanları da her yıl yükselmeye başladı ve doluluk oranları da artmaya başladı. Bu durum öğrenciler tarafından mesleki eğitimin öneminin algılandığını ve onların tercih eğilimlerinin de yavaş yavaş dönüştüğünü gösteriyor. Biz mesleki eğitimin kalitesini ne kadar artırırsak, sanayi iş gücü piyasasıyla iş birliğimizi ne kadar güçlendirirsek bu doğal akışın giderek artacağına inanıyorum.


Röportaj: Hakkı Aydoğan